2 Mayıs 2013 Perşembe

Bedîüzzaman Hazretleri’nin Üstadları

Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri, hayatı boyunca ilminin büyüklüğü ile kendinden söz ettirmiş büyük bir İslâm âlimidir. Müthiş bir zekâ ve hâfızaya sahipti. Sorulan en ağır suallere dahi hiç tereddütsüz anında cevap verebiliyordu.
Zekâsındaki bu olağanüstülüğü gören hocası Molla Fethullah, hâfızasını merak ederek, kendisinden iki satırı bir  okuyuşta ezberlemesini ister. O ise sayfanın tamamını bir kere de ezberleyerek hocasını hayretler içinde bırakır. Bunun üzerine Molla Fethullah, “Zekâ ile hâfızanın aşırı derecede bir kişide bulunması tarihte çok nâdirdir” diyerek ona Bedîüzzaman ismini verir.

12 Haziran 2012 Salı

DOKUNMA PUTUMA

Yayın yönetmenimiz Ahmet Altan’ın “Müslümanlık ve dindarlık” üzerine yazdığı yazıları ibretle okuyorum.
Başım önde...
Yüreğim sıkışmış bir hâlde...
Kendimi sorguluyorum...
Kendime soruyorum...
Müslüman olduğunu söyleyen ben...
Allah’a inandığını söyleyen ben...
Bu yazılanlar karşısında söyleyecek bir lafım, verecek bir cevabım var mı diye...
Ve inanın...
Ne söyleyecek bir lafım, ne kelimem ne de cevabım var yazılanlara...
Ne diyor Altan: “Eğer hiçbir ceza olmasaydı gene de sadece Allah’ın rızasını kazanmak için onun yolunda yürür müydün, sadece seni yaradanı utandırmamak için O’nun sana öğrettiği ahlaka uyar mıydın?”


NURETTİN VEREN ve CEMAAT

   Cemaatin ya da hizmetin temelleri KESTANE Pazarı'nda atıldı. İzmirli olduğum için iyi bilirim. Şehrin en iyi fırınları ve manavları oradaydı. Rahmetli babamla gider, sık sık alışveriş yapardık.
Filenin ipleri elimi keserdi ama yine de inadımdan babamdan yardım istemezdim. Ancak kimsenin oturmadığı yıkılmaya yüz tutmuş CİNLİ Köşkü'n önünden geçerken işler değişirdi.

      Korkumdan babamın ceketinin altına girer TEHLİKE geçinceye kadar başımı çıkarmazdım. Köşkün CİNLİ olup olmadığını da bilmezdim üstelik.

9 Haziran 2012 Cumartesi

‘Güneydoğuda görev yapan askerler ve polisler savaş suçlusu olarak yargılanacak’

Başlıktaki ifade bir öngörü değil, analiz değil, bana ait bir değerlendirme de değil. Bu ifade MİT krizini tetikleyen belgelerin içindeki, MİT-PKK mutabakatlarında yer alan, devlet kayıtlarına girmiş bir ifade. 


Başbakan’ın kefil olduğu kurumun PKK’ya verdiği taviz metinlerinde yer alan bir ifade bu.

Erdoğan, MİT krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede “MİT müsteşarına talimatı veren benim, alacaksanız beni alın” diye savcılara medyan okudu.

7 Haziran 2012 Perşembe

Mahalle İsyanı (!Cemaatin İsyanı!)

Hayati Kamhi'nin cenaze fotoğraflarına bakarken bir KONUĞUMUN geldiği söylendi. Gelen MUSEVİ CEAMATİNİN ileri gelenlerinden biriydi.
İlk kez görüyordum. Çok sıcakkanlıydı. Çaylarımızı alır almaz derin bir sohbete daldık. Anlattıkça hem Yahudi vatandaşların sıkıntısını öğreniyor hem de nasıl bu kadar uzak kaldığımızı sorguluyordum... Çok uzun bir görüşme oldu. 28 Şubat'tan Ergenekon'a, Üzeyir Garih cinayetinden, tehdit alan işadamlarına kadar her şeyi masaya yatırdık.
İşte o sohbetin satırbaşları...