12 Haziran 2012 Salı

DOKUNMA PUTUMA

Yayın yönetmenimiz Ahmet Altan’ın “Müslümanlık ve dindarlık” üzerine yazdığı yazıları ibretle okuyorum.
Başım önde...
Yüreğim sıkışmış bir hâlde...
Kendimi sorguluyorum...
Kendime soruyorum...
Müslüman olduğunu söyleyen ben...
Allah’a inandığını söyleyen ben...
Bu yazılanlar karşısında söyleyecek bir lafım, verecek bir cevabım var mı diye...
Ve inanın...
Ne söyleyecek bir lafım, ne kelimem ne de cevabım var yazılanlara...
Ne diyor Altan: “Eğer hiçbir ceza olmasaydı gene de sadece Allah’ın rızasını kazanmak için onun yolunda yürür müydün, sadece seni yaradanı utandırmamak için O’nun sana öğrettiği ahlaka uyar mıydın?”


NURETTİN VEREN ve CEMAAT

   Cemaatin ya da hizmetin temelleri KESTANE Pazarı'nda atıldı. İzmirli olduğum için iyi bilirim. Şehrin en iyi fırınları ve manavları oradaydı. Rahmetli babamla gider, sık sık alışveriş yapardık.
Filenin ipleri elimi keserdi ama yine de inadımdan babamdan yardım istemezdim. Ancak kimsenin oturmadığı yıkılmaya yüz tutmuş CİNLİ Köşkü'n önünden geçerken işler değişirdi.

      Korkumdan babamın ceketinin altına girer TEHLİKE geçinceye kadar başımı çıkarmazdım. Köşkün CİNLİ olup olmadığını da bilmezdim üstelik.