1 Kasım 2009 Pazar

Acaba Kripto Ecnebiler mi Orduyu Yıpratıyor?

Beyler! Kimse kimseyi kandırmasın! Bizim yakın tarihimiz darbeler ve muhtıralar tarihidir. Biraz dürüst olun ve aynaya bakın! Tezkiye ettiğiniz kurum ve komutanlar, o eylem planının pek küçük kalacağı devasa planları başarıyla uygulamış ve sonuç almıştır. Menemen vakasından Fadime-Kalkancı-Müslüm mizansenlerine kadar pek çok kurmacanın mühendisini, senaristini bünyesinden çıkarmış bir yapıdır.
Şimdi birileri kalkmış, yüzlerce cinayeti olan ve elinde dolu silahla yakalanan birisini aklama derdine düşmüşler. Artık bu minareye göre kılıf kalmadı. Mızrak çuval muval bırakmadı, her yeri delik deşik etti. Bu durumu görmüş olmalılar ki kadrolu TSK yazarları ve gazeteleri bile “bu kadar da olmaz” demeye başladılar.
Peki bu durumun izahı nedir?
Neden milletin evladını kullanan, milletin vergileriyle ayakta duran bir kurum sürekli millete karşı pozisyon alır? Neden milleti ve değerlerini tehdit olarak görür? Neden anası örtülüyü, dedesi sakallıyı, namaz kılanı, ortalama Türk evladını bünyesinde barındırmaz; kazara aldıklarını dönüştürmeye çalışır, dönüştüremediklerini uzaklaştırır? Neden milli bir orduda “aç aç”lar rahatça yapılabilir ama insanlar ibadetlerini yapamaz?
Bu ülkede Ordudan medet umanlar, sandıktan, demokrasiden nefret edenler neden milletten ve değerlerinden kopuk, aristokrat, beyaz, marjinal, kesimlerdir? Mübalağalı bir şekilde Türk vurgusu yapanların, Türklüğün koruyucusu olarak orduyu adres gösterenlerin neden Türklükle bir ilgisi yoktur? Cumhuriyeti kutsayanların ve “cumhuriyetin kazanımlarını koruyalım” diye her yolu deneyenlerin neden cumhurla, halkla alakası yoktur? Orduya dayanarak laik(çi)lik mücadelesi verenler neden dine, İslama, milletin kültür ve değerlerine düşmandırlar?
Neden Ordu İslamdan, milli değerlerden, medeniyetimizden korkanların ve gocunanların ortak çatısı, müşterek mücadele alanı, sığınağı haline getirilmeye çalışılıyor? Daha tuhafı TSK komuta kademesi neden toplumun genelini küstürme, rencide etme pahasına bu marjinal kesimlere sahip çıkıyor, kolluyor, bunlarla işbirliği yapıyor? Bütün bir milletin inancını (Kutlu doğumu, Kuran öğrenmeyi muhtıralara gerekçe yapıyor) tehdit kapsamında değerlendirebiliyor? Neden çok etkin oldukları bilinen masonik guruplar ve beyaz kesimler, sebataylar, kripto Ermeniler, Ecnebiler, hatta PKK iltisaklılar hakkında bir araştırma-soruşturma yapılmıyor?
Askerin neden böyle davrandığı konusunda iki tez vardır.
Birinci teze göre; asker kendisini Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve biricik sahibi görmektedir. Ülkenin ancak batılılaşmakla, batının değerlerinin millete rağmen de olsa millete benimsetilmesiyle kurtulacağını düşünmektedir. Bu gerekçeden hareketle kendisini devletin, rejimin sahibi, koruyucusu, hamisi görmektedir. Yine bu nedenle devleti tekelinde tutma ve milleti kontrol etme, dönüştürme yetkisini kendisinde görmektedir. Kısmen masum olan bu teze göre askerin, ordunun böylesi tavır ve tutumlarının altında bu saikler vardır.
İkinci tez ise hazmı zor bir vahamettedir. Bu teze göre Osmanlının son yüzyılında ülkenin sinirlerine giren kripto ecnebiler, 2. Meşrutiyetle ülkeyi ele geçirmişlerdir. İmparatorluğun tasfiyesinden sonra kurulan yeni düzen yine bu kesimlerin kontrolündedir. Sayısal olarak azınlıkta olan bu kesim, ülkeyi idare edebilmek için sisteme bazı dengeleyiciler, kontrol araçları ve düzenekler yerleştirmiştir. Bu teze göre sistemin kontrol merkezi silahlı kuvvetlerdir. Sistem ve devletin, toplumun stratejik noktalarının sevk ve idaresi TSK odaklı kurgulanmıştır. O nedenle bu kuruma özel ihtimam gösterilmektedir. Kurumun (üst yapısının), elden çıkmaması için bütün tedbirler alınmıştır. Sisteme hükmeden aristokratik gurupların hakimiyetinde bir sarsılma veya hedeften sapma olduğunda veya ülke egemen zümrenin kontrolünden çıkma eğilimi gösterdiğinde, bu kurum, milletin üzerinde bir sopa olarak kullanılmıştır. Millet bu sopayla yeniden hizaya sokulmuş, stratejik alanlar tekrar düzenlenmiştir. Bu teze göre bütün darbelerin, muhtıraların, millete karşı eylem planlarının mantığı “ordu eliyle milleti kontrol etmek ve aristokratik azgınların hakimiyetini sürdürmektir”.
TSK sürekli kestaneyi çizdirmesine, giderek güven kaybetmesine, milletin değerleriyle ve inançlarıyla açı yapmasına rağmen neden hala böyle karışık-şaibeli-hukuk dışı işlere inatla devam ediyor?
Neden muhtıralar vermekten, millete karşı eylem planları yapmaktan, paramiliter güçlerin arkasında durarak karmaşa çıkarmaktan bıkmıyor, usanmıyor, utanmıyor?
İsrail’in son çıkışlarının, “orduda İslamcılar yükselişte!” diye çığırtkanlık yapmasının, “Türkiye batıdan uzaklaşıyor! İslam ülkelerine yaklaşıyor!” diye sesini yükseltmesinin bu tezlerden birinin çöküyor olmasıyla alakası varmıdır?
Ne dersiniz, Türk’ün 5000 yıllık kurumu, gurur kaynağı, ordusu son 100-150 yılda ele geçirilmiş olabilir mi?
Son günlerde yaşadıklarımız, bunun farkına varan duyarlı-milliyetçi subayların Türk ordusunu ecnebi artığı bazı sülüklerden temizleme çabasının bir sonucu olabilirmi?

Hiç yorum yok: