12 Haziran 2012 Salı

DOKUNMA PUTUMA

Yayın yönetmenimiz Ahmet Altan’ın “Müslümanlık ve dindarlık” üzerine yazdığı yazıları ibretle okuyorum.
Başım önde...
Yüreğim sıkışmış bir hâlde...
Kendimi sorguluyorum...
Kendime soruyorum...
Müslüman olduğunu söyleyen ben...
Allah’a inandığını söyleyen ben...
Bu yazılanlar karşısında söyleyecek bir lafım, verecek bir cevabım var mı diye...
Ve inanın...
Ne söyleyecek bir lafım, ne kelimem ne de cevabım var yazılanlara...
Ne diyor Altan: “Eğer hiçbir ceza olmasaydı gene de sadece Allah’ın rızasını kazanmak için onun yolunda yürür müydün, sadece seni yaradanı utandırmamak için O’nun sana öğrettiği ahlaka uyar mıydın?”


NURETTİN VEREN ve CEMAAT

   Cemaatin ya da hizmetin temelleri KESTANE Pazarı'nda atıldı. İzmirli olduğum için iyi bilirim. Şehrin en iyi fırınları ve manavları oradaydı. Rahmetli babamla gider, sık sık alışveriş yapardık.
Filenin ipleri elimi keserdi ama yine de inadımdan babamdan yardım istemezdim. Ancak kimsenin oturmadığı yıkılmaya yüz tutmuş CİNLİ Köşkü'n önünden geçerken işler değişirdi.

      Korkumdan babamın ceketinin altına girer TEHLİKE geçinceye kadar başımı çıkarmazdım. Köşkün CİNLİ olup olmadığını da bilmezdim üstelik.

9 Haziran 2012 Cumartesi

‘Güneydoğuda görev yapan askerler ve polisler savaş suçlusu olarak yargılanacak’

Başlıktaki ifade bir öngörü değil, analiz değil, bana ait bir değerlendirme de değil. Bu ifade MİT krizini tetikleyen belgelerin içindeki, MİT-PKK mutabakatlarında yer alan, devlet kayıtlarına girmiş bir ifade. 


Başbakan’ın kefil olduğu kurumun PKK’ya verdiği taviz metinlerinde yer alan bir ifade bu.

Erdoğan, MİT krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede “MİT müsteşarına talimatı veren benim, alacaksanız beni alın” diye savcılara medyan okudu.

7 Haziran 2012 Perşembe

Mahalle İsyanı (!Cemaatin İsyanı!)

Hayati Kamhi'nin cenaze fotoğraflarına bakarken bir KONUĞUMUN geldiği söylendi. Gelen MUSEVİ CEAMATİNİN ileri gelenlerinden biriydi.
İlk kez görüyordum. Çok sıcakkanlıydı. Çaylarımızı alır almaz derin bir sohbete daldık. Anlattıkça hem Yahudi vatandaşların sıkıntısını öğreniyor hem de nasıl bu kadar uzak kaldığımızı sorguluyordum... Çok uzun bir görüşme oldu. 28 Şubat'tan Ergenekon'a, Üzeyir Garih cinayetinden, tehdit alan işadamlarına kadar her şeyi masaya yatırdık.
İşte o sohbetin satırbaşları... 

6 Haziran 2012 Çarşamba

Silivrinin Kapısını Açan Manivela ve Menderes’in Gafleti

Sanırım şu sıralar Başbakana birileri sürekli girdi yapıyor ve Başbakanı belirli konularda yanıltıyorlar. Bu girdiler ve yanıltmalar Türkiye’deki sivil-asker ilişkileri ile ve Ergenekon davaları ile ilgili.
Sivil-asker ilişkilerinde sivil lehine bir düzelme varsa, hükümet asker dipçiğinin ensesinde var olan gölgesinden kurtuldu ise son birkaç yıl içinde kurtuldu. Daha 2007’de hükümete askerler bir muhtıra verdiler ve AK Parti bir kapatma davasına muhatap oldu. Bu arada ne oldu da, hükümet sırtında dipçik darbesinden, arkasında postal izinden emin hale geldi?


5 Haziran 2012 Salı

O BİR ŞÖVALYE

 
Hüseyin Derin Yarsuvat... 
 
O bir Galatasaraylı. Hayatında birçok fırsatlar olmuş, bunları değerlendirdiği açıkça ortada. 
 
Bugün bulunduğu konum bunun bir göstergesi. Herhangi bir okula girmek için imtihan gerekmeyen bir dönemde kendi isteği ile Galatasaray Lisesi'ne girmesi, onun hayatında dönüm noktasını oluşturur. Her yıl en çok vergi veren avukatlar arasında üst sıralarda yer alıyor. Show Grubu'nun medya ve banka yönetim kurullarında da görev alıyor. Rahmetli Barış Manço, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun gibi birçok ünlünün de avukatı aynı zamanda.

İlginç Bir Galatasaraylı


Ünlü isimlerin de avukatlığını yapan Yarsuvat Hukuk Bürosu’nun yöneticilerinden Hüseyin Derin Yarsuvat hayatını kaybetti.

1943 yılında doğan Yarsuvat Galatasaray Lisesi mezunuydu. Milliyet Gazetesi’nin haberine göre, Yarsuvat’ın cenazesi Perşembe günü toprağa verilecek. Renkli kişiliğiyle tanınan Yarsuvat’ın 69 yıllık hayatı ilginç anılarla dolu.

Ergenekoncular Dağı Deliyor!..

 
Malumunuz Ergenekon destanında düşmandan kaçan ve saklanan bir gurup Türk, dağların arasında, çıkışı olmayan bir vadiye saklanırlar. (Burasının Kırgızistan Çin sınırındaki Narın şehrinin kurulu olduğu kapalı vadi olduğu yönünde rivayetler bulunmaktadır.) Bir süre o kapalı vadide kalan Türkler orada çoğalır ve güçlenirler, sonra da bir dişi kurdun rehberliğinde dağı eriterek Ergenekon’dan çıkarlar. Ergenekon’dan çıkış Türkler için egemenlik yolunun, devlet ve güç olma yolunun yeniden açılmasıdır. Hikâye’ye göre Ergenekon’da dolan, güç ve nüfus kazanan Türkler kısa sürede geniş coğrafyada etkin olurlar ve büyük etkili devletler kurarlar.