5 Haziran 2012 Salı

O BİR ŞÖVALYE

 
Hüseyin Derin Yarsuvat... 
 
O bir Galatasaraylı. Hayatında birçok fırsatlar olmuş, bunları değerlendirdiği açıkça ortada. 
 
Bugün bulunduğu konum bunun bir göstergesi. Herhangi bir okula girmek için imtihan gerekmeyen bir dönemde kendi isteği ile Galatasaray Lisesi'ne girmesi, onun hayatında dönüm noktasını oluşturur. Her yıl en çok vergi veren avukatlar arasında üst sıralarda yer alıyor. Show Grubu'nun medya ve banka yönetim kurullarında da görev alıyor. Rahmetli Barış Manço, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun gibi birçok ünlünün de avukatı aynı zamanda.

Yarsuvat, 1949'da girdiği Galatasaray'da 12 sene leyli, yani yatılı okudu. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, Barış Manço, Gazeteci M. Ali Brand, Galatasaray'ın Dekanı Prof. Dr. Barlas Tolon ile tiyatro ve televizyon oyuncusu Şevket Altuğ aklına ilk gelen arkadaş çevresi. Adını sayamadığı bir çok büyükelçi, diplomat da var sınıf arkadaşları arasında.

Babasının 'Benim paramla evlenemezsin' demesi üzerine, üniversitede iken çalışmaya başlar ve yine öğrenciyken evlenir. 'Babamın böyle yapması çok da iyi olmuştur' diyor bugün. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne devam ederken 1962—64 arası Tekstil İşverenleri Sendikası'nda işe başlar. Sendikacılık yapmaktır niyeti. Ama 'asker kaçağı' diye ihbar edilince kendisine kışla yolu gözükür. 1965'ten 1970 Nisan'ına kadar ilginç bir alanda çalışır. Henüz 27 yaşındadır. İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı adına toplu sözleşmelere girmekle yetkilendirilir. Türkiye'de ilk defa jandarma bünyesindeki yüksek rütbeli subaylara, işçi ve işverenler ile sendikalaşmanın tarihçesinden başlanarak, bunların geldikleri seviye ve memleket açısından doğurabilecekleri tehlikeler bir seminer halinde anlatılır. Bu arada sivil hayata döner Yarsuvat. 1970'te İstanbul'a gelip babasının yazıhanesinde göreve başlar. Ancak 15—16 Haziran 1970 olaylarından sonra, Ankara'da tanıştığı Jandarma Genel Komutanı Kemal Atalay İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'na getirilince, Atalay Paşa Yarsuvat'tan sendikal konulardaki bilgi ve tecrübelerini sıkıyönetim adli müşavirliği ile paylaşmasını ister. 4.5 ay sürer bu birliktelik.

Sonrasında sendikal alandaki faaliyetleri devam eder büronun. Büro, fabrikaların her işi ile ilgileniyordu. İşçinin alınmasından çıkarılmasına, mahalli sendikalarla işyerinin temasından, disiplin kurullarında işveren temsilciliğine kadar birçok iş yapıyordu. Bu sayede istedikleri kişiyi istedikleri yere yerleştirebiliyordu Yarsuvat Hukuk Bürosu. Fabrikalara işçi alırken etnik dengeyi bile gözetmek durumundaydılar. Bir fabrikada Trakyalılar varsa yanlarına Karadenizliler, Kürt kökenliler çoğalırsa yanlarına göçmenler alınıyordu. Bugün 60 kadar fabrikanın toplu iş sözleşmeleri yine bu avukat bürosu tarafından yapılıyor. Bu durum Yarsuvat'a önemli bir konum yüklüyordu tabii. Bakın bunu nasıl anlatıyor Hüseyin Yarsuvat: "Siz birçok sanayi grubunun önemli işlerini yaptığınız zaman istihbarat ajanları da gazeteciler gibi sizinle teşrik—i mesai içinde bulunurlar. Öyle bir durumdaydık ki istediğimiz kişiyi çalıştırıp istemediğimizi çalıştırmayabiliyorduk. İstediğimiz yerde istihbarat toplama imkanına da sahiptik." Ve ekliyor Yarsuvat; "Ama Emniyet, MİT veyahut Ordu istihbaratından bir tek iş dahi gelmemiştir bana."

Kamuoyunda bırakılan izlenim sonucunda olacak ki işçi eylemlerinin tırmanışa geçtiği sıralarda İstanbul'daki 1 Mayıs gibi mahallelerde halk mahkemeleri kurulur ve Hüseyin Derin Yarsuvat ile birkaç arkadaşı ölüme mahkum edilir. Yarsuvat, komprodorların uşağı, kontrgerilla, MİT ajanı olarak suçlanıyordu. Buna bir de CHP'lilerin, İstanbul'da şiddet olayları bir avukatlık bürosunda hazırlanıyor diyerek Yarsuvat Hukuk Bürosu'nu hedef göstermesi eklenince Dev—Yol ve Dev—Sol yazıhaneye baskınlar düzenler ve bomba koyarlar.

Yarsuvat bunların üzerine devletten koruma talep eder. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hayri Kozakçıoğlu'dur. Kabul eder, emir verir. Yarsuvat'ın koruma isteği sıkıyönetimden de geçmiştir. Ama hiçbir siyasi şube müdürü bunu kabul etmez. Ve bunun üzerine, aralarında Şükrü Balcı, Mete Alkan, Ümit Bağbek'in de bulunduğu birçok polis müdürü sürgün edilir. Devletin korumadığı Yarsuvat'ı ülkücüler ve bir kısım akıncılar korumaya başlar.

15 yıl çelik yelekle dolaştıktan sonra Hüseyin Derin Yarsuvat, "İnançlarım birtakım değişikliklere uğradı" diyerek çelik yeleği çıkarmaya karar verir. Onu böyle davranmaya şu düşünce itmiştir: "Allah istediği anda, istediği kişinin, istediği sebebi yaratmak suretiyle vücudundaki ruhunu alabilme imkanına sahip olduğuna göre, negativite çekecek olan olayları üstümden uzaklaştırmaya çalışmışımdır. Ve tamamiyle kendimi ona bırakmışımdır. Hastalıklarımda artık kimyevi ilaç kullanmam. Bunun için 4 seneye yakın bir eğitim gördüm."

O bir tamplier

Negatiflik getirecek şeylerden uzak durmak için gerekeni yapma... Yarsuvat şöyle devam ediyor: "Vücuttaki enerji birikimini temizleyip bir kanal sayesinde dışarıdaki dünya dediğimiz hakiki dünya ile bir temas kurabilirsiniz."Bu Tamplierleri, yani şövalyeleri temsil eder. Bildiğimiz Tapınak Şövalyeleri. 250 bin kadar Fransız şövalyesine Haçlı Ordusu ile beraber papanın teşvikiyle Kudüs'te cennet bulacakları vaad edilir. Kudüs'e ulaştıklarında aradıkları cennet yerine toz—toprak bir belde ile karşılaşır şövalyeler. Hakiki cennetin bu dünyada olmadığını fark ederler. Ve papanın kendilerini aldattığını anlayıp, dönüşte papalığı sararlar. Papa bunlara büyük miktarda para verir. Ve silahlarını bıraktırarak Fransa'daki Nice ile Monte Carlo arasında Willa France denilen şatoları onlara verir. Bundan sonra çalışmalarını tamamiyle ruhsal şekilde yaparak Hırıstiyan dininin tesiri altında kalmakla beraber kendi ritüellerini de yazarlar. Ancak burada da rahat bırakılmazlar. Fransız kralları tarafından siyasi odak olarak görüldüklerinden birkaç defa baskına uğratılır, çok büyük işkence görürler.

Bunlar 1951'de bir doktorun başkanlığında, Fransa'da serbest olarak çalışmaya başlarlar. Uygulamaları 1600 sene evvelki bir metodun modernize edilmesini içeriyor. Bu da ikiye ayrılıyor. Bunlardan bir tanesi doktorlar. Günde 4 paket sigara içen Yarsuvat, uygulanan program sonucu sigarayı bırakmış. Yarsuvat Hukuk Bürosu'nda çalışan herkese de uygulanmış bu program. Sonuç, şu anda ofiste de sigara içilmiyor. İkinci kısım ise operatif olanlar. İnsanın fiziki vücudu dünyada kalmak suretiyle istediği yeri dolaşabilir düşüncesi. Hüseyin Yarsuvat 8 yıl önce tanışır bunlarla. O zaman Türkiye'de bu anlayışı benimseyenlerin sayısı 18 çifttir. Dünyada ise 4 bin 800. Üyeleri arasında 3'ü Müslüman ülke başbakanı olmak üzere 4 başbakan var. Bir aşamadan sonra örf ve adetlere aykırı görüldüğü için o noktada kalınmış, devamı getirilmemiş.

Bunlara katılırken yemin ediyorsunuz ve dünyadaki bütün çalışmalarınızda negatif olan şeyi pozitife çevirmek için uğraşıyorsunuz. Bunu yaparken de Tevrat, İncil ve Kur'an—ı Kerim'den hareket ediliyor. Herkes dininde serbest.

Bu insanlar Türkiye'de doktor olarak biliniyor ve Fransa'da da doktorluk yapıyorlar. Sadece sigara tiryakileri değil, esrar bağımlıları, zihinsel özürlü çocuklar da götürülüyormuş bunlara. Para almıyorlar. Doktorların tedavisi bir çeşit alternatif tıp. Bütün bu çalışmaların amacı altıncı ve yedinci gibi hislerin kuvvetlendirilmesi. Bunlarla Tapınak Şövalyeleri arasındaki bağı ise Türkiye ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki bağ örneği ile anlatıyor Yarsuvat.

Kan gözükmeyen kanlı mücadele

Hüseyin Derin Yarsuvat 1978 yılında Cumhuriyet gazetesinin "olayları tek taraflı dinleyerek, araştırma yapmaksızın, hedef göstermek suretiyle" yanlı yayını karşısında basına girer. Ve 5 yıl Denge dergisini çıkarır. Sonra Erdoğan Demirören'e satar bunu. Ortağı Zeki Saraçoğlu ile birlikte çıkardığı Hergün'ü de Alparslan Türkeş'e satar. Yarsuvat, Show Grubunun yönetim kurulunda bulunduğu için basından ayrılmış değil. Aksoy'un Sabah ve Hürriyet grupları ile futbol yüzünden üç yıl süren mücadelelerinde hukuk savaşını verir Yarsuvat. "Kan gözükmeyen ama son derece kanlı bir mücadeleydi" dediği bu medya savaşından en çok zararı Hürriyet grubu görmüştü ona göre.

1943'te Anadolu Hisarı'nda doğan Hüseyin Bey, iki evlilik yapar. 1963'da Okşan hanımla (Ülker—Bildiğimiz Ülker grubu ile bir bağı yok) tanışır. Bu evliliğinden Pınar ve Billur adında iki çocuğu olur. Hüseyin Yarsuvat'ın en küçük çocuğu İhsan Osman ise ikinci eşi Zeynep (Konur) Hanım'dandır.

Önceki evliliğinden Ali isminde bir çocuğu daha bulunan Zeynep Hanım, ilk gazetecilerden Agah Efendi'nin torunudur. Hüseyin bey aynı zamanda ENKA'nın veliahtı Sinan Tara ve milli basketbolcu Necati Güler ile bacanaktır, ikinci evliliğinden. Hüseyin Bey ile Zeynep Hanım'ın resepsiyondan nikah işlemlerine kadar bütün işlerini ENKA Holding'in patronu Şarık Tara yapar.

Hüseyin Bey'in babası İhsan Bey, İstanbul Ağır Ceza ve 3. Asliye Ceza mahkemelerinde memurdur. Silah kaçırma sonucu yakalanan Almanlar'ın siyasi baskı ile serbest bırakılmasının istenmesi sonucu bu baskıya boyun eğmez ve istifa eder.

İstifadan bir yıl sonra 1941'de de, bugün başında Hüseyin Bey'in bulunduğu İsviçre, Fransa, New York ve Ankara'da büroları bulunan Yarsuvat Hukuk Bürosunu kurar. İhsan Bey, Betül Davası ile tanınır kamuoyunda. Ama İhsan Yarsuvat'ın uluslararası üne kavuşması Neboland davasıyla olur. 1951'de meydana gelen olayda İsveç bandralı Neboland şilebi ile Dumlupınar Denizaltısı Çanakkale'de çarpışır, 81 askerimiz şehit olur. Şilep kaptanı Oscar Lorentzon'u İhsan bey savunur. Türkiye'de 5 yıl süren davanın bir benzeri de İsveç'te yapılır ve 45 dakika sürer. İsveç Kralı şehit ailelere eşit miktarda dağıtılmak üzere tazminat verir, ancak Türk yetkilileri bunu rütbeye göre dağıtırlar.

Zamanın önde gelen sanayicilerinin de avukatlığını yapan İhsan Bey, bu davadan sonra Ethem Menderes'in davasını, 'siyasi bir davadır' diye kabul etmez. Daha sonra 2 dönem AP'den İstanbul Belediye Meclis üyeliği ve İstanbul İl Başkanlığına seçilir. 1981'de vefat eder. Hüseyin Derin Yarsuvat'ın dedesi Hüseyin, Ceyhanlı bir köy ağasıdır. Fesini içindeki ter önleyici kısmı kopararak kullandığı için köylüler tarafından kendisine yakıştırılan terliksiz lakabı, daha sonra ailenin soyadı olur. Ceyhan nehrinin eski ismi olan Yarsuvat da, İhsan Bey tarafından soyad olarak alınır. Ortada bir aile iki soyad vardır. İhsan Bey'in Erdem, Duygun, Hüseyin Derin ve Ali isminde dört çocuğu olur. Hüseyin Bey'le beraber hayatta olan diğer kardeş Duygun Bey Galatasaray Üniversitesinde ders vermeye devam ediyor. Hüseyin Yarsuvat'ın annesi Nimet Hanım ise Türkiye'nin ilk kadın hukukçularından birisidir.

Galatasaray'ın yedinci sınıfında spora başlayan Yarsuvat'ın aletli jimnastik ve boksta Galatasaray Müzesi'ne kazandırdığı birçok kupası bulunuyor. Bunca yoğun işi arasında bugün severek devam ettirdiği merakı ise at binmek. Ne de olsa o bir şövalye.
 
 
 
ALINTIDIR               
 
13 Şubat 1999 / CEMAL A. KALYONCU
 

Hiç yorum yok: